Üstün Zeka Yalnızlığı

zeka - zeki - yüksek zeka - donuk zeka - düşük zeka - zeka geriliği - öğrenme güçlüğü - sosyal - asosyal - zeki insanlar - en zeki insanlar - kimler zeki - zeki olduğunu nasıl anlarsın - üstün zeka - üstün zeka eğitimi

O çocuktan uzak dur, garip garip davranıyor, ne tuhaf bir çocuk abuk subuk konuşuyor, kimse ne dediğini anlamıyor, kimseyle oynamıyor, bakışları da bir tuhaf…

Bu tanımlamaları yaptığımız insanlar toplumda bazen terelelli diye tabir ediliyor bazen zihinsel engelli diye anılıyor. Bazen acımasızca gerizekalı olarak yaftalanıyor. Ebeveynleri korkuya kapılıp, bu “garip” çocuklarından endişe duyuyor. Okullarda tanışma aşamalarında bu çocuklar problem yaşıyor ve sosyalleşmeleri çok uzun sürüyor. Bazen de hiç sosyalleşemiyorlar ve yalnız kalmaya devam ediyorlar.

Peki bir çocuğun zeki olduğunu gösteren davranışlar nelerdir,  üstün zekalı çocuk diyebilmemiz için hangi davranışları göstermelidir? Çocuğun yaşıtlarıyla sosyalleşememesi neyin göstergesi olabilir?

Üstün zeka nedir, üstün zekalı çocuk nasıl anlaşılır, hangi davranışlar üstün zekanın belirtisidir?

“Çevremizdeki çocukların hiç biriyle oynamıyor, hiç arkadaşı yok, hep kendinden büyüklerle vakit geçirmek istiyor”
Evet kendinden büyükler ile vakit geçirmek istiyor. Çünkü yaşıtları ona çocuk gibi geliyor. Hatta bir çocuğun yaşıtı olan başka bir çocuğa “çocuk gibi davranıyorsun” cümlesine bile rastlayabiliriz. Hiç arkadaşı yok çünkü kendinden büyükler de onu küçük görerek aralarına almıyorlar.

Kalabalık misafirliklerde ev içerisinde yada bahçede koşturan, sesleri kesilmeyen hatta etraftakilerin baş ağrısına yol açabilecek kadar gürültülü bir şekilde oynayan çocuklar varken bir de büyüklerinin yanında usluca oturan bir çocuk vardır. Büyüklerin konuştuklarını dikkatlice dinler, kendince dinledikleri hakkında yargılara varır, ilk defa duyduğu kavramları merak eder, merak ettikçe dinlemeye devam eder. “Çocuğum sende arkadaşlarınla oynasana” cümlesini takmaz ve kendisine en fazla zevk veren şeyi yapmaya devam eder. Beyninde yeni bağlantıların oluşmasını hisseder gibi daha fazla bağlantılar oluşması için orada merakla dinlemeye devam eder. Yaşıtları uyur. O uykusu gelmesine rağmen uyumamak için direnir. Öğrenilecekleri kaçırmamaya çalışır. Aslında bir şeyler öğrendiğinin farkında değildir ama yeni bir şeyleri duymak, bilmek, yeni bir şeyler anlamak o çocuğa yaşıtlarıyla oynamaktan daha eğlenceli gelir.

Doyuramadığı, sürekli içine bir şeyler almak isteyen bilişsel bir yapısının olduğunu fark etmeden , beyninin doyumsuz açlığını merakıyla ve bilgiyle gidermeye çalışan bir çocuk vardır. Yaşıtları oyunlar aracılığıyla eğlenme, sosyalleşme ihtiyaçlarını giderirken, o çocuk zihinsel haz peşindedir. Bu uğurda gece geç saatlere kadar uyumaz ve beyne atacağı yeni bir şeyler kovalar. Sosyalleşme arka planda kalır, kendi iç dünyasını zenginleştirme hazzı varken.

Sağlıklı bir insanın güdüleri ile hastalığı olan bir insanın güdüleri aynı şekilde çalışmaz. Sağlıklı bir insanın öncelikleri lüks yaşam olabilir, eğlence olabilir bu amaçla davranışlarda bulunabilir ancak sağlıksal problemleri olan kişinin önceliği sağlığına kavuşmaktır. Grip olduğumuz anları düşünelim, tek derdimiz bir an önce gribin geçmesidir ve hastalık süresince gripten daha önemli bir şey yoktur.

Güdülerin, çabaların farklılaşmasına yüksek zeka ve orta düzey zeka sahiplerinde de rastlarız. Orta düzey zeka insanı için sosyal etkileşim hayatın temelindedir sohbet etmek, insanlarla iç içe olup yeni bir şeyler konuşmak, yeni bir şeyler yaşamak orta düzey zeka insanının taşıyıcı güdülerindendir. Yüksek zeka insanı ise sosyal etkileşimleri, zihinlerine yeni bir şeyler katmadığı sürece zaman kaybı olarak görür, giden zamanın yarattığı hoşnutsuzluğuna kapılır. Kendisine ve zihnine yönelmesi onun için daha haz verici bir durumken, sosyal etkileşimlerde bulunmak zihninin beslenmesi engeller ve bunun hoşnutsuzluğuna kapılır. Öğrenilecek, zihne atılacak, keşfedilecek onca şey varken “ne yaptın, nasılsın, bugün neler yaptın, onla neler yaşadın, dün ne oldu?” gibi kendisine bir şey katmayacak muhabbetleri zaman kaybı olarak görecektir. Dolayısıyla şart olmadığı sürece, zihnini beslemediği sürece yüksek zeka insanı iletişime geçmeyi gerekli bulmayacaktır.

Yüksek zekaya sahip bireylerin kısıtlı bir çevresi vardır. Bu çevre ya mesleğine yönelik bilimsel bir çevredir, ya da buluştuklarında kendisine bir şeyler kattığına inandığı birkaç insandan ibaret bir dostluk çevresi vardır. Yeni karşılaştığı bir insan ile samimileşmek, orta düzey zekaya sahip birey için yeni muhabbetler, yeni konular, daha fazla sosyal etkileşim olarak görülür ve samimiyet hızla gelişirken, yüksek zekalı bireyde kendisine zihinsel olarak bir şeyler katıp katmayacağına bağlıdır samimileşme aşamaları. Bu sebeple yüksek zekaya sahip insanların sosyal çevreleri de kısıtlı bir şekilde kalır.

Bilimsel çevrede olaya baktığımızda bir şeyler keşfeden insanların çevrelerinin o iş ile alakalı insanlardan ibaret olduğunu, hayatları formüllere, deneylere, hesaplamalara dayalı olduklarını, insanlar ile etkileşim yerine mekanik aletler ile etkileşimde daha fazla bulunduklarını görebiliriz. Komşuları çay partisindeyken, Edison sosyal çevreden uzak bir şekilde laboratuvarında belki de 1001. deneyini yapıyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.